Paris, Fransa




16 Kasım 2014’te ilk görüşte başlayan o aşkı 6 Ağustos 2016 da herkesin huzurunda “Evet” diyerek bir bütün haline getirdik. O günün heyecanı, mutluluğu, eğlencesi hiçbir şeye değişilmez ancak yine de o eşsiz güne yakışır bir ülkede olmak yakışırdı bize de. Tek düşüncemiz vardı 6 Ağustos 2017 için, aşkın şehri Paris…


Yer ve tarih belli olduğunda yapılacak ilk iş uçak fiyatlarını kontrol edip bu fiyatları tur fiyatları ile karşılaştırmaktır. Sonrasında hangisi daha uygun ise o yol tercih edilir. Neticede tur dediğiniz uçak + transfer + otel dir.  Yurtdışına tur ile çıkmanın size fiyattan başka hiçbir faydası yoktur, tecrübe ile sabittir. Cafe Tur’dan 4 gün 5 gece olmak üzere tam da 6 Ağustos’ta Paris’e doğru yol aldık. Transferimizin ardından Hôtel Claret Bercy’ye ulaştık. Otel hakkında kısa bilgi olarak, odalar çok küçük, otel her ne kadar Eiffel’e biraz uzak olsa da metro durağının dibinde ve 20 dk da Eiffel’e ulaşıyorsunuz, temiz, kahvaltısı gayet tatminkar.

Paris metrosu Londra metrosuna alışık biri olarak bana zor gelmedi. Ancak yurtdışı ve metro harikası şehir görmediyseniz daha önce, biraz zorlar. Tabiki de ilk iş 4 gün sınırsız kullanım metro kartı almak oldu, metro istasyonlarında bulunan atm benzeri makinelerden kredi kartı veya nakit ile satın alabiliyorsunuz. Zone lara dikkat! Bu konudaki hatamı Barcelona’da neyse ki tek kullanımlık bir bilette yaptım, yandı..:)


Eiffel Paris’te görülmesi gereken sadece tek bir yer gibi algılanıyor, simgesi olmuş. Ancak görülecek o kadar çok yer var ki, hayran kaldım. Tracodero durağında inip Eiffel i o açıdan gördükten sonra sadece yürümeye başlayın.. Gittiğiniz her yerde farklı bir tarih göreceksiniz.

Yaz aylarında gitmenin güzelliği her yeri yemyeşil parklarla dolu olan şehirde yorulduğunuzda ayakkabılarınızı çıkarıp çimlere yalınayak basarak şükretmektir. Her yerde yapabilirsiniz.

Champs-Élysées yine Paris ile bütünleşmiş Zafer Tak’ına çıkıyor. Gittiğimiz gün cadde trafiğe kapalıydı ve bize ilk yıl hediyemizi şehir verdi. Londra’dan sonra yine denk geldiğim şehrin ortasında trafiğe kapalı caddede elele yürümek.. güneşin altında, elinde kahvenle..sokak müzisyenleri arasında. eşsiz..


Bir gün Montmarte tepesinde bulunan Sacré-Cœur Bazilikası, bir gün Tour Eiffel, Notre Dame Katedrali, Louvre Müzesi ve Mona Lisa tablosu, her gün mutlaka Eiffel ve çevresindeki park vs vs derken nasıl geçtiğini asla anlamadığımız, neden dönüyoruz diye yine hayıflanmaya başladığımız “aşk” dolu bir seyahatti.

Tripadvisor vs gibi yerlerde araştırma yaparken gözden kaçırabileceğiniz tek şeyi belirtmeliyim,  kabare Paris’te yalnızca Moulin Rouge’da sergilenmiyor. Biz Moulin Rouge yerine Lido’yu tercih ettik. Moulin Rouge bu işte ilk evet ama Lido çok daha teknolojik ve yeni. Neticede aynı sahnede birçok farklı perde ve aksiyon yaşamak için teknolojik ekipmanlar gerekli. Yine kıskanç insanlar uzak dursun zira ortada sizin deyiminizle çıplak kadınlar bizim gözümüzle inanılmaz bir dans şov var.

Diğer bir farklı aktivite ise Ferrari kiralayıp Paris’te vakit geçirmemizdir. İstanbul’a mı daha çok yakışır yoksa Paris’e mi derseniz Paris derim.. Tarihi, ihtişamı, güzelliği, yeşilliği Ferrari ile mükemmel bir kombinasyon.

Keyfini çıkarın.


Yorumlar