Comino Adası ve Malta

Malta denince akla ilk gelen sanırım dil okulları oluyor ancak gidip gördükten sonra ebeveynlerin kesinlikle çocukları veya onların gelecekleriyle yakından uzaktan alakaları olmadığına emin oldum.

Malta  = Gece hayatı

Tur kafilesi ile tanışmamızın ardından herkesin ilk sorduğu nasıl ve nereleri gezdiğimiz oldu. Biz acemi bir gezgin çift değiliz bebeğim, kendinize gelinJ 25.-EUR’ya kiraladığımız arabamızla onların gördüğü her yeri görmüşüz, Etna dışında. Etna bizi çekmedi, hak verdiler, tek başımıza her şeyi halletmemizi de takdir ettiler.

Malta’ye gece varmış olmamız nedeniyle tur rehberine hemen nereye gitmemiz gerektiğini sorduk. Otelimiz “be.Hotel” klüplerin sesini duyabileceğimiz kadar yakındı kendilerine yani merkezin merkezindeydi otel. Otele 5 üzerinden 4 veriyorum, gayet memnun kaldık.

Malta’da sadece 2 gün kalacağımız için ilk geceden kendimizi klübe attık. Gençlerin içmekten kendilerinden geçmiş olduğunu görüp biraz da dans edip casinoyaaaJ yorgunluktan uyuyakaldım, itiraf ediyorum.

Ertesi gün kahvaltı yaparken akşam tanıştığımız tur arkadaşlarımızla karşılaştık. Tur ekibiyle gitmediklerini, bizim ne yapacağımızı sordular. Araştırmalarım beni sadece Comino adası, Blue Lagoon’e yönlendirmişti. İlettim kendilerine, birlikte yol aldık. Sahile indik, kendimize uygun bir tekne turu bulduk.

Blue Lagoon Comino Adası’nın plajlarından en gözde olanı. Ada kayalık, yatıp güneşlenebileceğiniz bir yer yok. Kayalara oturmak zulüm. Şezlong yok mu derseniz var ama en fazla 100 adet. Yani adayı ziyaret eden insan sayısının nerden baksanız 20’de biri.

Deniz ise kristal beyazında kumları ve berraklığı ile enfes, nefes kesici. Uzun süre derinleşmeyen denizde yürüyorsunuz ve dibini o kadar net görüyorsunuz ki başınız dönüyor biraz sonra. Bir an derinleştiğinde karşı kıyıya varmış oluyorsunuz bile. Daracık bir geçitten geçip İyon Denizi’ne, açık denize varıyorsunuz. Ancak o daracık geçitten geçmek cesaret ister. Yüzerken ayaklarınız kayalıklara çarpıyor ve kapalı bir geçit olduğu için kapkaranlık.

Tercih ettiğimiz tekne tüm turlardan 1 saat daha fazla Ada’da kaldığı için herkes gittiğinde daha da keyifli oldu deniz. Ah hayattt, işte sen “bu” sun. Akşam da Malta’yı ele geçiren Hugo’nun en kaliteli mekanı olan Hugo Terrace’da yemeğimizi yedik. Sonra ver elini klup, ver elini casino…

Ertesi gün ise  yine çok bilmişş ve tur karşıtı çift olarak tura baş kaldırdık ve kendi imkanlarımız ile Mdina’ya gittik. Tur arkadaşlarımız yine bize eşlik etti. Game of  Thrones’un çekildiği Mdina Gate ve çevresindeki bölge masal gibiydi. Keşke o evlerden biri bizim olsaydı..

Yemek, içmek, gezmek… bunlar son bulmazdı ama biz yine de o akşam uçağa binip İstanbul’a döndük, n’aparsınız?!




Yorumlar